Bu resim işe başladığım ilk gün. Gün bitimi eve koşa koşa gelip onu koklayıp sarmaladığım ilk an… O yüzden aşırı özlem içerir.
Sende çalışan,her sabah yavrunu koklayıpta bırakmaya kıyamayan anne misin? Evet bende öyleyim.
Geçen gün beni takip eden bir annemiz mesaj atmış.
“Gülşah hanım işe başlayalı 2 gün oldu fakat istifa edeceğim, dayanamıyorum” diye. Okurken bile kulağıma sözleri ağlamaklı geldi.
Aslında konu buradan çıktı. Ne zamandır bende çalışan bir anne olarak bu konuya değinmek istiyordum.
Hem ona hem de yeni işe başlayıp içinde fırtınalar kopan annelerimize gelsin.
Bir anne olarak ana rahmimize düştüğü an onlarla birlikte hareket ediyoruz. Yatıyoruz, kalkıyoruz, geziyoruz, markete gidiyoruz, tatile gidiyoruz. Böylelikle 9 ay geçiyor ve kucağımıza aldığımızda varlığından hiç kopmak istemiyoruz. Böylelikle öyle alışıyoruz ki bir bakmışsınız bağımlı oluyoruz. Onsuz hiç bir şey yapamaz hale geliyoruz.
Bunları yaparken bunaldığımız vakitler olmuyor mu? Elbette oluyor. Aslında işe başlamak bize burada kocaman büyük bir fırsat oluyor.
Ben her annenin en az 1 sene boyunca çocuğunu kendi büyütmesi taraftarıyım. Şimdi diyorsunuz belki içinizden “Ah! Gülşah hanım ben daha 2 aylıkken bıraktım” diye. Şartlarınız uyuyorsa bir çocuğunun kendi kendine dönmesini, emeklemesini, ek gıdaya geçiş aşamalarını annenin ilgilenmesi taraftarıyım.
0-1 yaş anne ve bebek arasında güvenin temel atıldığı dönemdir. Burada ne ekerseniz ileride çocuğunuzun hayatında onu biçersiniz. Ana temel aşamalar ne kadar anneyle aşılırsa o kadar başarılı olacağının inancındayım.
Bende öğretmenim. Oğlum doğmadan önce diyordum “4-5 aylık olunca artık büyüyor, iş aramaya başlarım. Ama tabi ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve 4-5 aylık daha ek gıdaya geçmemiş bir bebeği nasıl bırakırdım. Şartlarımızı buna göre kurarak 14 aylığa kadar kendim baktım oğluma.
14 aylıkken part time olarak çok şükür öğretmenliğe başladım ve hala çalışmaya devam etmekteyim. Haftanın 2 günü çalışıyorum 5 gün onunla ilgileniyorum.
İşiniz oldu ve şu gün başlayacaksınız dendi. Tamam başlayacağım ama nasıl? İçimi hüzün kapladı. Gözlerim ona baktıkça dolup dolup taştı. Ama dedim “Gülşah bir tek sen çalışmıyorsun. Her şeyin daha da güzel olması için bir adım atmalısın”.
O sabah kalktım ve odasına giderek odasının kokusunu içime çektim yanına gidemedim ya uyanırsa elim ayağıma karışır işe gecikme korkusu.. Uzaktan baktım ve arkamı dönüp çıktım gittim.
Öğretmenlik mesleğini seçerken hep ileride kuracağım aile günlerimi düşünmüştüm.
Benim kadar şanslı olmayan daha 2 aylıkken bebeklerini bırakmak zorunda olan annelerimide yürekten alkışlıyorum.
5 gün boyunca çalışcaksın belki ama eve koşa koşa gidecein bir sebebin var.
Onlara tavsiyem bebeğiniz daha küçük aylarda olsa bile işten gelince öpün,koklayın,bol bol konuşun, kaliteli vakit geçirmeye çalışın. Şarkılar söyleyip,minik oyunlar oynamaya çalışın .
Bend şimdi diyorum ki iyi ki işe gitmişim. Çünkü okulu bitirdikten sonra 12 yıldır çalışıyorum. Alışkınım. Öğretmenlik hayatını öyle özlemişim ki, sürekli üretmeyi, bir şeyler göstermeyi, öğretmeyi…
Ruhuma, bedenime kendime geldim diyebilirim. Maddi kazanç sağlamak her annenin hakkı olduğunu düşünüyorum. Güçlü anneler olsun ki güçlü ayakları yere basan çocuklar yetiştirelim. 🙂
Umarım bu yazdıklarım işe başlamaya fırsat bulamayan, arada kalan annelerimizi cesaretlendiren bir yazı olmuştur.
Sevgiyle kalın, başka bir yazıda görüşmek üzere =)